xx

25 Temmuz 2013 Perşembe

Academicians of the Royal Academy




Johannes Josephus Zaufallij,The Portraits of the Academicians of the Royal Academy (1771–72)


Sıcak ve bunaltıcı alışılmış bir yaz günü, yoğun ve yorucu (!) çalışmalarımızın arasında ödünç verme servisine orta yaşlı bir çift yaklaşır. Nazikçe "Segmantlı sabit contalar (Konunu sallama olduğunun farkındasınızdır) hakkında araştırma yapmak istiyorum. Nasıl yapacağım?" der.

Tarama işleminin yapılacağı bilgisayarlar gösterilip tarama işleminin nasıl yapılacağı ve raf düzeni anlatılır. Arkalarından bakarak bu yaşta bu okuma azmi takdir edilir.
Muhtemelen çalıştıkları devlet dairesinde derece alabilmek için lisans üstü eğitime başlamışlardan tutun da  zamanında aile zoruyla istemedikleri bir bölümü okuyup iş hayatına atılmışlar şimdi de ölmeden önce yapılacaklar listesine ekledikleri lisede hayalini kurduğun bölümü oku maddesini tamamlıyorlara kadar uzanan geyikleri  de yaptıktan sonra dünyayı kurtarma görevine geri dönülür.

Olaydan beş dakika sonra tatlı çiftimiz  aynı nezaket ve güler yüzle  ödünç verme servisine dönerler

Vatandaş: Kaç kitap ödünç alabileceğimizi öğrenmek istiyorduk.
Ben: Önlisans ve Lisans öğrencileri yirmi bir gün süreyle beş kitap, Yüksek lisans ve doktora yapan öğrenciler ise yirmi bir gün gün süre ile on kitap alabiliyor.
Vatandaş: Şey biz akademik personeliz.

Aldığım cevabın dumuruyla sistem kendini koruma adına beklemeye aldığı için akademik personelin kaç kitap alabildiğini söyleyemedim. sistemden bakmak için;

Ben: TC Kimlik numaranızı alabilir miyim?
Vatandaş: Tabi 101010101010

Ekranda görünen sonuç hata yaptığımı düşündürdü kimlik numarasını tekrar istedim fakat sonuç değişmedi: Doç. Dr. XXXX XXXX

Yüksek lisansını ve doktorasını tamamladığı üniversitede kütüphaneye uğramamayı beceren akademisyenler olduğu gerçeği ile yüzleşen sistem kendini bekleme modundan çıkamayınca yeniden başlatmak zorunda kaldık.

Dip Not: Ne var canım her şey internette var ben de gelmiyorum diyen genç arkadaşlar bu yazıda bahsi geçen akademisyenlerimiz yüksek lisans ve doktora eğitimlerini doksanlı yıllarda tamamlamışlar. O yıllarda Türkiye’de internetin durumu hakkında bilgi sahibi olmak için aşağıdaki notlara bakabilirsiniz.

1991 – ODTÜ ve TÜBİTAK, Internet teknolojilerini kullanan yeni bir ağ oluşturmak için bir proje başlattı.
1992 – Proje kapsamında ilk deneysel bağlantı Ekim ayında Hoollanda’ya yapıldı.
1993 – 12 Nisan tarihinde PTT’den sağlanan kiralık hat ile, ODTÜ Bilgi İşlem Daire Başkanlığı sistem salonundaki yönlendiriciler kullanılarak, ABD’de NSFNet (National Science Foundation Network)’e ilk Internet bağlantısının gerçekleşmesi. Bu ilk bağlantının hızı: 64 Kbps (KiloByte per second)
1994 – Ege Üniversitesi internet ağına bağlandı
1995 – Internet bağlantı hızı iki katına çıkarılarak 128 Kbps’ye yükseldi. Bilkent ve Boğaziçi Üniversiteleri internet ağına bağlandı.
1996 – Internet bağlantı hızı son bir yıl içerisinde ulaştığı seviyenin 4 katına yani 512 Kbps’a çıktı. İstanbul Teknik Üniversitesi internet ağına bağlandı.
1996 – TÜBİTAK, Askeri Okullar, Harp Akademileri, Polis Akademileri, Türk Tarih Kurumu, Milli Kütüphane, YÖK, ÖSYM, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Ar-Ge birimlerinden oluşan toplam 176 birime hizmet veren Ulusal Akademik Ağ (ULAKNET) kuruldu.

- Kaynak: http://www.denizergurel.net/turkiye-ve-dunyada-internetin-kisa-tarihi/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder